Saray Mah. No: 1 07400
Alanya ANTALYA
----------------------------
Telefon: 0242 511 25 11
Fax: 0 242 511 55 63
----------------------------
info@baskent-aln.edu.tr
BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ
ALANYA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

 
TÜP BEBEK

Yardımcı üreme teknikleri kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin vücut dışına alınarak erkeğin spermi ile laboratuvar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyonun kadın rahmi içine geriverilmesi ilkesine dayalıdır. Geçmişte spermin yada embriyonun laparoskopi eşliğinde tüplerin içine verilmesi (GIFT/ZIFT) gibi teknikler uygulanırken modern tıpta tercih edilen yardımcı üreme teknikleri tüp bebek (IVF) ve mikroenjeksiyondur. (ICSI). Tüp bebek ve mikroenjeksiyon arasındaki tek fark döllenme şeklindedir. Tüp bebek yönteminde spermler ve yumurtalar biraraya konularak döllenmenin kendiliğinden olması beklenirken mikroenjeksiyon yönteminde her bir yumurtanın içine tek bir sperm mikroskopik kataterler ile enjekte edilir. 

TEDAVİNİN AŞAMALARI

GÖRÜŞME
İlk görüşmede IVF doktorunuz sizfen detaylı bir sağlık öyküsü alır, daha önce yapılmış tüm tetkik ve tedavilerinizi inceler. Gerekli gördüğü taktirde ek tetkikler isteyebilir., genetik ya da başka bölümlerden konsültasyon isteyebilir. Daha sonra bazal bir ultrason incelemesiyle rahim ve yumurtalıkların durumu hakkında bilgi sahibi olur. Bu inceleme sonunda herhangi bir patoloji saptanırsa buna yönelik tedaviye öncelik verilir. Problemin nedeni anlaşıldıktan sonra doktorunuz tedavinizin planını çizer ve YÜT programına alınıp alınmayacağınıza karar verir.

HORMONLARIN BASKILANMASI
IVF programında ilk hedef yeterli sayıda döllenme yeteneğine sahip yumurta hücresi elde edebilmektir. Bu hedefe ulaşmak ve kontrolü ele alabilmak için vücudun kendi ürettiği hormonların zamansız ve düzensiz etkilerinin ortadan kaldırılması gerekir. Bu amaçla hormonları baskılayıcı ilaçlar kullanılır. GnRH analogları adı verilen ve enjeksiyon ya da burun spreyi olarak kullanılan bu ilaçlar değişik protokollere göre uygulanabilir.

YUMURTALIKLARIN UYARILMASI
Tüm protokollerde adet kanamasının ikinci ya da üçüncü gününde temel ultrason incelemesi ve kanda östrojen tayini yapılır ve kullanılacak ilaç dozuna karar verilir. Uyarı tedavisi başladıktan sonra hasta belirli aralıklarla kontrole çağrılır. Bu kontrollerde vajinal ultrasonografi yapılarak gelerek gelişen folliküllerin sayısı ve büyüklüğü kontrol edilir. Zaman zaman yumurtalıkların durumuna göre kanda östrojen incelemesine gerek duyulabilir. 

Tedavide amaç mümkün olduğunca fazla sayıda 16-20 mm çaplı follikül elde etmektir. Takipler esnasında kan östrojen düzeyleri kontrol edilerek ilaç dozu ayarlaması yapılabilir. Hedef 14 mm'den büyük follikül başına 200 pg/ml östrojen düzeyine ulaşmaktır. Folliküller yeterli büyüklüğe ulaştığında son olgunlaşnayı sağlamak için 5.000 -10.000 ünite human chorionic gonadotropin (hCG) enjeksiyonu yapılır. Tedavinin süresi değişken olmakla birlikte kendi kliniğimizde ortalama 10.4 # 1.7 gündür. Çatlatma iğnesinden 32-36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır.

Ultrason takipleri sırasında değerlendirilen bir diğer faktör de rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen tabakanın yapısı ve kalınlığıdır. Gebelik oluştuğunda endometriuma yerleşeceğinden bunun yapısı son derece önemlidir. hCG gününde endometrium 6 mm veya daha ince olduğunda gebelik şansı azalmaktadır. Kendi uygulamalarımızda bu tür hastalardaki klinik gebelik oranı %11.8'dir. Endometrial kalınlığın 14 mm'den fazla olması da olumsuz etki yaratmakta ve gebelik elde edilse bile düşük olma olasılığı artmaktadır.

YUMURTA TOPLAMA
OPU vajinal ultraonografi ile oldukça kolay ve konforlu bir şekilde gerçekleşmektedir. Hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatar ve üzeri steril örtüler ile örtüldükten ve vajina temizliği yapıldıktan sonra lokal anestezi vajinaya uygulanır ve ardından vajinal ultrosonsgrafiye başlanır. Vajinal uktrosonografi probu üzerinde bulunan, kılavuz içinde geçirilen bir iğne ile overlere ulaşılır. Her bir follikül çine girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımı ile boşaltılır. Alınan sıvı hemen labarotuara yollanarak yumurta içirip içermediği mikroskop altında incelenir, eğer yumurta hücresi varsa ayrılır. Eğer follikülden yumurta elde edilemez ise aynı iğne içinden özel sıvı verilerek follikül boşluğu yıkanır ve içinde kalmış olabilecek yumurta alınmaya çalışılır. Bu şekilde tüm folliküller aspire edilinceye kadar işleme devam edilir. Her iki yumurtanın aspire edilmesi yaklaşık 15-30 dakika sürer. Işlem sonrası hasta dinlenme odasına alınarak bir süre istirahat etmesi sağlanır.

Lokal anesteziyi tolere edemeyen, ya da yumurtalıkların ve/veya folliküllerin özel durumu nedeni ile işlemin teknik olarak zor geçeceği düşünülen vakalarda genel anestezi tercih edilebilir. Bazen follikül sayısı fazla olmasına karşın içlerinde yumurta hücresi çıkmaz. Boş follikül sendromu adı verilen bu durumun en önemli nedenlerinde biri hatanın hCG yaptırmak ve 24 saat sonra OPU işlemini diğer yumurtalıkta tekrarlamaktır.
FERTİLİZASYON (Döllenme)
Kadından oositlerin (yumurta) toplandığı esnada erkek de sperm verir. Sperm alınması için en ideal yöntem mastürbasyondur. Menisinde canlı sperm bulunmayan kişilerde ise cerrahi olarak sperm alınır. Elde edilen meni özel bir kap içersine alınır ve likefiye olması(sıvılaşması) belklenir. Likefiye olan meni , sperm sayısı, hareketliliği ve şekli yönünden incelenir.

Tüp bebek planlanan hastalarda en önemli kriter hareketli sperm sayısıdır. Incelenen sperm döllenme için hazırlanır. Sperm hazırlanmaı iki nedenden dolayı önemlidir. Bunkardan birincisi menide bulunan yabancı proteinleri, temizlemek, ilncisi ise bazı reaksiyonları tetikleyerek spermin hiperakif olmasını sağlamaktır.

Yumurta kültürü ve sperm hazırlanması tamamlandıktan sonra fertilizasyon işlemine geçilir. Spermler ile yumurtalar bir arada bırakılırlar. Her bir yumurta hücresi için 20.000 sperm kullanılır. Sperm parametrelerinin bozuk olduğu durumlarda bu sayı arttırılabilir. Erkek faktörü varlığında veya nedeni açıklanamamış infertilite olgularında mikroenjeksiyon (ICSI) tercih edilmelidir. Işlemden 16-18 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edilir. Döllenmiş yumurtada tek olan hücre sayısı ikiye çıkmıştır.

Döllenmiş yumurtalar tekrar kültür ortamına konur ve ileri aşamalara ulaşmalaları beklenir. Uygun aşamaya gelindiğinde embriyolardan kaliteli olnlarından belirli sayıda alınarak kadının rahmi içine transfer edilir.
EMBRİYO TRANSFERİ
Embriyolar iki hücreli aşamadan blastokist aşamasına kadar herhangi bir dönemde transfer edilebilmekle beraber, en sık tercih edilen transfer zamanı 4-8 hücreli aşamadır. Embriyolar bu aşamaya genellikle iki yada üçüncü günde ulaşmaktadırlar. Embriyo transferi iki-altıncı günler arasında yapılabilir.

Yardımcı üreme tekniklerinde transfer edilen embriyo sayısı ile klinik gebelik oranları arasında direkt bir ilişki mevcuttur. En iyi klinik sonuçlar 2-4 embriyonun transfer edilmesiyle alınmaktadır. İkiden fazla sayıda embriyo transfer edildiğinde çoğul gebelik oranları oldukça yükselmektedir; ancak bu risk artan kadın yaşı ile birlikte azalmaktadır. Çoğu gebeliklerin koplikasyon oranlarının yüksek olması ve erken doğum gibi nedenler ile maliyetin artması nedeniyle pekçok ülkede transfer edilen embriyo sayısının kısıtlanması yoluna gidilmektedir. İkiden fazla sayıda embriyo ancak 37 yaşından büyük ve daha önceki IVF/ICSI denemelerinin başarısız olduğu hastalarda yapılmaktadır. Günümüzde 35 yaşından genç her hasta sadece bir tane blastokist transfer edilmesi önerilmektedir.embriyo transferi yapılırken hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatırılır. Vajinaya spekulum takıldıktan sonra steril serum fizyolojik ile temizlik yapılır. Ardından özel kültür sıvıları ile rahim ağzı temizlenir. Embriyolog transfer edilecek embryoları katater içinde labaratuvardan getirir. İşlemi yapacak olan hekim karından yapılan ultrason eşliğinde embriyoları rahim içine bırakır.

GEBELİK TESTİ
İlk önce idrarda daha sonra ise kanda gebelik testi (beta-hCG) yapılır. Kanda yapılan testin sonucuna göre gebelik olup olmadığına karar verilir. Testi pozitif olanlar iki gün sonra yeniden kanda gebelik teti için çağrılır. İki testin sonuçları arasında ilişki değerlendirilerek gebeliğin sağlıklı olup olmadığına karar verilir. Sağlıklı bir gebelikte iki gün sonra kan beta-hCG değeri yaklaşık iki kat artmalıdır. Bazı durumlarda bir süre sonra kan beta-hCG değeri sıfıra iner. Bu durum biyokimyasal gebelik olarak adlandırılır.



MEME KANSERİ

Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanılan kanser türüdür.
Her yıl binlerce kadın meme kanseri tanısı ile hastanelere başvurmakta ve tedavi edilmektedir.
Erken tanı sayesinde bir çok kadın ölümcül olabilecek bu hastalıktan kurtulabilir.

Kimler Risk Altında?
40 yaşın üzerinde kadınlar,
Anne veya kız kardeşlerinde meme kanseri bulunan kadınlar,
Hiç çocuk sahibi olmamış kadınlar,
İlk çocuklarını 18 yaşın altında veya 30 yaş üzerinde doğuran kadınlar,
Östrojen kullanan kadınlar?

Meme kanseri açısından diğer kadınlara nazaran biraz daha fazla risk altındadırlar. Risk grubu içinde olmamanız meme kanserine yakalanmayacağınız anlamına gelmemektedir.

Ne Yapmalı?

Meme kanseri ne kadar erken tanınırsa tedavi edilme ve iyileşme olasılığı o kadar yüksektir.

Bunun için;

20-39 yaş arası kadınların:
Ayda bir kendi kendilerine meme muayenesi yapmaları,
Her üç yılda bir hekim tarafından muayene edilmeleri,

40 yaş ve üzeri kadınların:
Ayda bir kendi kendilerine meme muayenesi yapmaları,
Yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri,
Yılda bir mammografi çektirmeleri önerilmektedir!


AYLIK MEME MUAYENESİ
Bir boy aynası karşısına geçerek:
Ellerinizi kalçalarınızın üzerine koyun ve sağa-sola dönerek aynada göğüslerinizi dikkatlice inceleyin
Elleriniz belinizde iken omuzlarınızı ileri doğru çıkarın ve hafif öne eğilerek göğüslerinizi aynada tekrar inceleyin
Her iki göğüs ucunu hafifçe sıkarak akıntı gelip gelmediğini kontrol edin
Ellerinizi kafanızın arkasında birleştirin ve kafanızı öne doğru bastırın. Bu pozisyonda sağa-sola dönerek göğüslerinizi aynada inceleyin.

İnceleme sırasında aşağıdaki sorulara yanıt arayın:
Göğüslerin büyüklüğünde veya şeklinde değişiklik var mı?
Göğüsünüzün üzerinde cilt dokusunda renk değişikliği, kızarıklık, çukurlaşma, büzüşme dikkatinizi çekiyor mu?
Göğüs ucunda akıntı, kepeklenme, içeri çökme veya yön değiştirme görülüyor mu?

Yattığınız yerde:
Sol omuzunuzun altına küçük bir yastık koyduktan sonra sol elinizi kafanızın altına yerleştirerek uygun pozisyon alın. Sağ eliniz açık ve parmaklarınız bitişik olduğu halde sol göğsünüzün üzerine koyun. Elinizin şeklini bozmadan ovma tarzında dairesel hareketler yaparak sol göğsünüzün tümünü ve sol koltuk altınızı belli bir düzen içinde muayene edin. Aynı işlemi sol elinizle sağ göğsünüze uygulayın.

Ciltte kalınlaşma, sertleşme var mı?

Göğüste ve koltuk altında ele gelen kitle var mı?
Sağ elinizle sol köprücük kemiğinin üstündeki ve altındaki çukur bölgeyi dairesel hareketlerle yoklayın. Daha sonra sabunlu elinizi köprücük kemiğinden göğüs ucuna doğru bastırarak kaydırın. Ciltte kalınlaşma, değişiklik veya cilt altında ele gelen kitle olup olmadığını kontrol edin. Aynı işlemi sol elinizle sağ taraf için uygulayın.
Bir elinizle göğsünüzü alttan destekleyin ve diğer elinizi göğsünüzün üzerinde ovma tarzında dairesel hareketlerle gezdirerek dikkati çeken cilt değişiklikleri veya kitle arayın.
Sol elinizi belinize koyun ve sağ eliniz açık ve parmaklarınız bitişik olduğu halde ovma tarzında dairesel hareketlerle sol koltuk altınızda ele gelen kitle olup olmadığına bakın. Aynı şekilde sol eliniz yardımıyla sağ koltuk altınızı muayene edin.


BAŞKENT   e-sağlık   PORTALI